HÜLYA NUTKU nutkuhulya@gmail.com

Emeklilik emeğin sonlandığı an mıdır? Yoksa sonlandırıldığı an mıdır?

 

Başlangıçta fakültemizin salonunda oynadığımız ücretsiz oyunlara gelen seyircilerimizi yetmezmiş gibi sponsorların da katkısıyla oyun bitiminde ikramlarda bulunarak ağırlıyorduk. Sanırım böylece seyircimizi de oluşturduk. Başta Salihli olmak üzere beldelere de turneler düzenleyip ben, Daniel Holliger, Gaye Cankaya ve Mahmut Gökgöz hocaların yaptığı sokak tiyatroları da öğrencilerimizin sokaktaki izleyici ile buluşmasını sağladı.

            Dokuz Eylül demek enerjinin, çalışmanın, azmin, özverinin adıdır. Bölüm sekreterimiz Hanife Gürbulak’ın bile yokluk günlerinde, tüm antik Yunan oyunlarını mumlu kağıda daktiloyla yazıp bizim onları rizografda coğaltma çabamız, bizleri yokluğun bile durduramayacağı yıllardır. Üç asistan arkadaşımla bir masa tenisi masasının başında görev yaptığımız yılları düşünürsek, şimdilerde herkesin kendi odası ve masasının olduğu yıllara kolay gelmedik. Kolay oluşmadı hiçbir şey sahnenin büyütülmesinde hocalarımız harç kardı, kum taşıdı. Ama bugün bir marka olmayı başardıysak, Özdemir hocanın birleştirici gücü ve azmi ile ilk yılların emekçileri unutulamaz. Bu yıl üniversitede 43. Yılıma girişim böylesine bir eğitim coşkusuyla başladığımız maraton zaman zaman kesintilere de uğrasa seviyeyi düşürmemek en önemli çabamız oldu. Her zaman iyi işler yapan mezunlarımızla da gurur duyduk.

Bugün, İzmir’de kesinlikle bir tiyatro hareketi var ve giderek de ivme kazanıyor. Bir çok topluluk kuruluyor. Ancak en büyük sorun, kendilerine ait bir salonları ya da prova yapacak mekanların olmaması…1992 de Yüksel Çakmur, Belediye Başkanı iken Özdemir Nutku hocayı, Şehir tiyatrolarını kurması için çağırmıştı. O zaman hem Şehir Tiyatroları yönetmeliği Belediye meclisinden geçti, hem de müdürlük kuruldu, sekreter bile tahsis edildi. Ama onun yerine yerel TV kanalı kurmayı tercih edip, politik bir yaklaşımla bunu yeğlediler, ne yazık ki bugün o kanalda yok. Ardından gelen Büyükşehir Başkanları gereken özeni göstermediler. Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu aynı yıl 1992 de kuruldu ve 25. Yılını 2017 de, 5 ayrı oyun oynayarak kutladı. Burada da bizden mezun gençlerin katkısı unutulmaz.

            Kentteki hareketliliğe katkısı olan birçok topluluk var. Fabrika Oyuncuları/Tiyatrohane/ İsimsiz Sahne / Tiyatro Terminal/Epilog Tiyatro/ Öteki Beriki Tiyatrosu/Tiyatro Salt / Tiyatro 4/ Vol 5/ Açık Stüdyo/ Tiyatro Motto/ Han Tiyatrosu/ Sıcakkan Çocuk Tiyatrosu/Mavi Sanat/ Tarla Faresi Çocuk Tiyatrosu ve daha sayamadığım birçok topluluk, oyunlar sergiliyor.

            İzmir Uluslararası Kukla Günleri, dünyada ses getiren bir festival oldu. Çok değerli olduğunu düşündüğüm, İzmir ilköğretim okulları arasında yaptığımız kukla oyunu yarışmasının 10 yıla yakın bir zamandır jüri başkanlığını yürütüyorum ve çocuklarla gurur duyuyorum.

Bizler Suat Taşer kısa oyun yazma yarışmasında, Büyükşehir Belediyesi’nin de 2000 den bu yana katkılarıyla, 35 yılı aştık ve artık İzmir Uluslararası Tiyatro Günleri’ni yapıyoruz. Alaattin Eraslan anısına 2 yıldır tiyatro günleri düzenlenirken, Karşıyaka’da da iki hafta kadar süren (mart-nisan arası) Tiyatro Festivali yapılıyor.

            Bu yıl Kıyı Ege ve Ege Tiyatrolar Birliği’nin koymuş olduğu Özdemir Nutku Tiyatro ödülleri hem bir vefa örneği olarak hem de gruplar arasındaki rekabeti teşvik etmesi bakımından son derece anlamlıdır.

            Benim bugün geldiğim nokta, geçmişteki özverili hocalarımın eseridir. İyi bir akademisyen araştırmayı sevmeli, yazdıklarının anlaşılır olmasına önem vermeli, bölümü için çalışmalı, meslekdaşlarıyla bilgi alışverişinde olmalı, daha doğrusu bilgiyi paylaşmalı…. Kısacası akademisyenlik sevgi işidir ve üretmekten keyif almaktır. Emekliliğin emeğin durduğu an olmadığını düşünüyorum. Ancak yıllık sözleşmelerle üniversitelerin yetişmiş profesör birikiminden yararlanma kararının ve ek ders ücretiyle bu potansiyelden yararlanma yollarının yüksek öğrenim kurulunca kapalı tutulması emekliliğin emeğin durdurulduğu an mıdır sorusunu bana sordursa da yanıtım hayır olacaktır. İzmir için çok anlamlı bir gün olan 9 eylül günü, doğum günüm olması nedeniyle emekliliğe adım attığım gün olacak ancak emek vermeyi sürdürdüğüm sürecin sonu değil, devamı olacağına inanıyorum.

Kuruluşundan bu yana çalıştığım Sahne Sanatları Bölümü’nde 43. Yılına girmiş bir öğretim üyesiyim. Bölümün kuruluşu 1976 yılı, o yıllarda bölümün nasıl kurulduğunu,  kendi hikayemle birlikte aktarayım. Ankara’da DTCF Tiyatro Bölümü’nü bitirdikten sonra aynı bölümde yüksek lisansımı tamamladım. Danışmanım Prof.Dr.Melahat Özgü idi. Ardından aynı bölümde Prof.Dr. Metin And’ın danışmanlığında doktorama başladığım sırada, bölüm başkanlığından emekli olmak üzere olan hocam Melahat Özgü, Viyana’da doktora yapmam için koşulları oluşturmuştu ki, bir diğer hocam Prof.Dr. Özdemir Nutku’dan, İzmir’de kurulacak Sahne Sanatları Bölümü’nde asistan olmak üzere teklif aldım.

 

Aileme danıştığım zaman, benim sanat eğitimimi almamdan her zaman gurur duyan babam, sanat aşığı ve bana disiplinli olmayı öğreten bir general olarak, demokratik bir tavırla benim kararıma bıraktı.. Önce İzmir’i tanımalıydım. Sekiz yaşındayken beş gün orduevinde kaldığım bu kenti bir daha görmemiştim.  İzmir’i ve fakülteyi görmek üzere geldiğimde, sonradan çok sevdiğim dostlarım olan, rahmetli Ali Sürür ve eşi Ayten Sürür, beni Urla’daki evlerinde ağırladılar.

Bu fakülteye daha önce, Sinema Bölümü’nü kurmak üzere, hocam olan Prof.Dr. Alim Şerif Onaran gelmiş idi. Alim hocam, Özdemir hocayı davet ederek burada bir konferans vermesini istemiş. Konferansı izleyen, kalabalık bir dinleyici kitlesinin ilgisinden hoşnut kalan Özdemir Nutku’ya, dönemin rektörü olan Prof.Dr. Necati Akgün de, hocanın ideali olan, oyunculuk, dramatik yazarlık ve tasarım dallarında uzmanlaşmaya yönelik eğitim verebilmesi için her türlü olanağı sağlayacağını söyleyince, Özdemir hoca diğer bir hocam olan Prof.Dr. Gültekin Oransay’ı da Müzik Bilimleri Bölümü’nü kurmak üzere davet etmiş. İki hocamın ardından, Gültekin hoca da İzmir’e yerleşmeye karar verince adeta DTCF’nin bir modeli oluşmaya başlamış. Restarosyon bölümüne Prof.Dr.Ümit Serdaroğlu da gelince burada DTCF hocalarından oluşan bir kadronun içinde buldum kendimi, ayrıca Prof.Dr.Metin And’ın Türk Tiyatrosu ve Prof.Dr. Sedat Veyis Örnek’in de Halkbilimi derslerine gelip gidiyor olmaları heyecanımı daha da arttırdı. Adeta kendi okulumun uzantısı bir atmosferdeydim.

            Bir yandan sahne kazandırma çabaları, bir yandan yeni asistanlar Zülal Aksoy, Faruk Ersöz, Gökhan Akçura Dil Tarih’den arkadaşlarımdı. Sinema Bölümü’ne daha önce girip bir yıl sonra aramıza katılan Murat Tuncay da okuldaşımdı. Sonra Talay Toktamış gibi, Brecht’in en ünlü dekor sanatçısı Teo Otto’nun yanında eğitim almış bir usta geldi. Daha sonra aramıza Füsun Bergman ve Nazan Bora gibi isimler katıldı. Oyunculukta Devlet Tiyatroları’ndan Mehmet Büyükağaoğlu, Bülent Arın gibi sanatçılar kadromuza dahil oldular. Onlar da Ankara Konservatuvar’ından arkadaşlarımdı. Benim yüksek lisans tezim Ankara Devlet Konservatuvarı’nda verilen eğitim üzerineydi. Üstelik orada bir yıl Metin And’ın asistanı olarak bir yıl ders vermiştim. Konservatuvar’dan diğer arkadaşlarım da ders vermeye başladı.

            Makyaj’da Serap Sağlar, hareket de Zühal Olcay da gelince, tüm bunlara Özdemir hocanın coşkusu ve çalışma azmi eklenince, yurtdışına gitmek yerine bu yuvada yeralmak istediğimi anladım. Cem Duygulu geldi ardından, sanatla içiçe yaşamış bir Boğaziçi üniversitesi mezunu dinamik genç bir arkadaşımız. Devlet ve Opera ve Balesi ışıklama uzmanı Abdullah Uyan’ın da katılmasıyla giderek büyüyor ve uzmanlık alanlarının sınırları genişliyordu. Genel sanat derslerine Prof.Dr.Mükerrem Usman Anabolu, Prof.Dr.Şadan Gökovalı, kolleksiyoner ve ressamTurgay Gönenç gibi isimler destek veriyordu.İlerliyen yıllarda Suat Taşer, Turgut Özakman, Haşim Hekimoğlu, Sezer Tansuğ gibi değerli insanlar da aramıza katıldılar.  Fakülte sekreterimiz sanat üzerine çok okuyan İktisat mezunu bir arkadaşımızdı Ahmet Erinanç,.. Özdemir hoca onun tiyatro işletmesi konusunda yetişmesi için asistan olmasını sağladı. Ve konunun uzmanı Prof.Dr.Adnan Gülerman, onu yetiştirmek için okulumuza gelip, yüksek lisans da işletme dersi vermesinin yolunu açtı.

            İşte bölümün kurulma aşaması böylesine geniş bir vizyonla 1976 yılında başladı. Artık bir sanat fabrikası gibi çalışıyorduk. Ege Üniversitesi bünyesinde kurulan bu bölüm, kısa sürede Türkiye’nin en önemli bölümlerinden biri haline geldi. Sonradan aramıza değerli meslekdaşım Efdal Sevinçli, ve Sanat Sosyolojisi veren Prof. Dr. İbrahim Armağan’ın da katılmasıyla zenginleştik. Başlangıçtan itibaren Özdemir Nutku’nun bölümde Daniel Holliger, Joseph Maschkan, Elizabeth Conroy, Malcolm Keith Kay, Helmut Schwarz, Franz Reiherdt, Marlies Krause, Margret Dietrich, Heinz Kindermann, Prof.Dr.Wolfgang Nickel, Barbara Oerkl Burduli, Arnold Wesker, Doç.Dr.Paul Stefanek, Prof.Dr.Ulf Birbaumer, Andreas Tietze, Alan Rust, Malcolm Morrison ve asistanı Patrick  ve son olarak da Varlam Nikoladze, kimi bölümümüzde ders veriyor, diğerleri de konferans ya da seminer için geliyorlardı.

            Fakültenin misyonu ve vizyonu sadece İzmir’le sınırlı kalmamış, model olarak diğer fakültelerin Sahne Sanatları Bölüm’lerinin de uzmanlık alanları oluşturması ve ders programlarını ona göre düzenlemelerine de önayak oldu. Kuruluş yıllarında yaptığımız uluslararası kongre, Muhsin Ertuğrul Sempozyumu, 1995 de uluslararası tiyatro okulları buluşması, Ankara ve özellikle İstanbul turneleri, İstanbul Festivali ve Yapı Kredi Gençlik Tiyatroları Festivali- Bakırköy Belediyesi gibi festivallere katılım, 1992 de Şehir Tiyatrolarının kurulması çabaları, Kamyon tiyatro ile yapılan 70 in üstünde temsil,, yine 1992 de Avustralya Sdney’de kazandığımız başarı, Uluslararası Tiyatro Okulları Buluşması, Suat Taşer Kısa oyun yazma yarışmaları, Dünya ve Türk Tiyatrosuyla ilgili iki önemli fotoğraf sergisi, yılda oynadığımız iki büyük oyun ve dört kısa oyunla adımızı artık duyurmuştuk. İsveç Dans ve Hareket Tiyatrosu ve ABD’de Hardford Üniversitesi’yle olan ilişkilerimiz ve ziyaretlerimiz hocalarımızın oralara da giderek deneyim kazanmalarını sağladı.